Fener Ağlama
0 Aslan Tıkladı
FENER AĞLAMA

“12 Yaşından Beri Ralli Hayalleri Kuruyordum“

“12 Yaşından Beri Ralli Hayalleri Kuruyordum“
27 Şubat 2012, Pazartesi 15:40

Başarılı ralli pilotu Burcu Çetinkaya ile kariyerini ve hedeflerini konuştuk.

KükreyenAslan: Burcu öncelikle kendini tanıtmanı isteyelim.

19 Mart 1981 İstanbul doğumluyum. Robert Kolej daha sonrasında Amerika' da 2 sene işletme okudum. Sonra Koç Ekonomi'ye transfer olup Koç Ekonomi' den mezun oldum. Ondan sonra ekonomi ile ilgili olmayan bir iş olan ralliye bulaştım.

KükreyenAslan: Aslında her işin içinde biraz ekonomi var ama…

Var tabii ki. Ama akademisyen olmadım özellikle veya direk ekonomi ile ilgili birşey yapmadım. Sonrasında TV programları geldi. Ralliden hemen sonra Kanal 24' te, 6 senedir 'Otomobil Sevdası' isminde bir otomobil programı. Bloomberg HT' de de 2 senedir 'Spor Aktif' isminde sporun ekonomisini konuştuğumuz bir spor programı yapıyorum. Hani orada biraz ekonomi ucundan dokundu. Ama, aslında yarışıyorum tabi.

KükreyenAslan: Asıl işin bu, sporcusun..

Evet. Milli sporcuyum, aslı bu.

KükreyenAslan: Sporculuğa geri dönelim. Nasıl başladı ve nasıl devam ediyor?

Şöyle başladı. 1993 yılında Emre Yerlici Opel Calibra ile yarışıyordu. O dönem babam beni o yarışı izlemeye götürmüştü. Onu hiç unutamıyorum. O heyecanı, o mücadeleyi, o zamandan beri hayalimde rallide olmak vardı. Önce fırsatını bulup , 18 yaşlarına geldiğimde bütün rallileri izlemeye başladım. Gitmek için her türlü yöntemi bulmaya başladım. Daha sonrasında ucundan ne yapabilirim, görmek için co-pilot olmak istedim. Olmadı, denk gelmedi.

KükreyenAslan: İsabet olmuş aslında.

Sonra Volkan Işık'ın eğitim seminerlerine katıldım. O dönemde Polo Cup başladı. Polo Cup sayesinde hani pistte de olsa yarış otomobiline oturmuş oldum ama hep hayalim ralli idi zaten. Hani 'ne zaman ralliye başlayacağım?' vardı kafamda. 2005 sonunda da ralliye başlamaya karar verdim.
Sonra, yarışmaya başladım ama tabi başlangıç , beklediğim gibi olmadı. Özellikle hedefim 2006 Fiesta Cup' ta 10 tane eşit otomobil, erkeklere karşı yarışıcağım ve otomobiller eşit, ucunda da ödül var.
Ve çok hırslıydım o şampiyona ile ilgili. Fakat katıldığım an ilk yarış sonuncu, sonuncu, sonuncu her etap sonunda bakıyorum 'sonuncu' bir de önümdeki 9. ile aramda ciddi fark var. Böyle birşey.. Ruhumun rengi falan değişti. Bir anda dişlerim uzadı . Ne yazık ki o hırs ve heyecanla ufaktan takla attık. İlk taklam odur, gerçek anlamdaki tabii. Öncesinde bir yan devirmiştik arabayı ama Ege Rallisi’nde hiç unutamıyorum.



KükreyenAslan: Yani ilk yarış, ilk takla ve ralliye devam…

Hani o Fiesta ile ilk yarıştığımızda böyle hakikaten sağlam bir takla atıp asfaltta 4 tekerlek üzerine konup cam falan herşey kırık paramparça devam ettik. Ama ilk orada anladım bu yarış böyle dişler uzayarak falan olmuyor. Önce kendini tutup geliştirmek gerekiyor. İlk sene böyle vasat sonuçlarla geçti. 2006' da çok ciddi bir bayan rakip yoktu o yüzden bayanlar 1.liğini aldım. 2007' de Genel Klasman ilk 5 geldi, 2008 Fiesta Cup'ta Karışık Klasmanda ilk 3 geldi.

KükreyenAslan: Bu arada eğitim aldın. Sporcu gibi yaşamaya başladın. Ama bilmeyenler için, pist yarışı ile ralli arasındaki farkı anlatır mısın?

Pist sonuçta belirli bir noktada, birkaç kilometrelik bir pistte, bir alanda defalarca aynı yeri dönmeniz ile yapılan yarışlar. Formula 1 de bir pist yarışı en üst seviyedeki.Daha düşük seviyede yapılan pist yarışları da var. Benim başladığım Polo Cup' ta keza bir pist yarışıydı.
Rallinin farkı daha önce görmediğiniz veya görseniz bile aklınızda tutamayacağınız kadar uzun bir parkurda, dağ yollarını trafiğe kapatarak, asfalt, toprak yerine göre kar olan zeminlerde en iyi zamanı yapmaya çalışmanız, yanınıza otomobiller gelmeden zamana karşı yarıştığınız yarışlar. Diğer otomobillerin 2 dakika veya 1 dakika sonra arkadan start aldığı bir yarış şekli dolayısıyla daha fazla mücadele var. Yolu ezberleyemediğiniz için co-pilot ve pilotun uyumu çok önemli. Co-pilotun söylediklerine 0 güvenerek ona göre, görmediğiniz bir yolu kafanızda çizerek gazlamaya çalışıyorsunuz. Bütün bunlar aslında ralliyi benim için daha güzel kıldı çünkü ben mücadeleyi seviyorum. Pistte canım sıkılıyor, izlerken bile canım sıkılıyor ama ralli de o toz, toprak, mücadele, o yan giden otomobiller falan bunlar beni çocukluğumda cezbeden şeyler zaten. Bu şekilde devam etti.

Şimdi zaten en başında ben ralli ile ilgili hayallerimi 12 yaşından beri kuruyordum. Ama başlayabildiğim sene 24 yaşındaydım. Hep sporcuydum ama disiplinli değildim. Hani sporumu yapıyordum ama geziyordumda, içeceğime, yiyeceğime dikkat etmiyordum. Sigara da içiyordum. Ama ben 6 senedir içki içmiyorum. 9 senedir sigara içmiyorum. Hiç ağzıma koymadım. Dolayısıyla da hayat tarzımı değiştirdim. İlk defa bir işe gerçekten çok disiplinli yaklaştım. O yüzden de çok hızlı ilerleyebildim. Çünkü ucundan ciddiyetle tutup, o disiplini hep gösterdim, yılmadım. O disiplini gösterdiğim için de daha güçlü daha dik durabildim. Yeri geldi “bu otomobili kullanamaz, bu kadın” dediler. İşte Super 2000 bir otomobile bindiğim zaman “gücü yetmez” dediler. Evet başta yetmedi kuvvetim, zorlandığım yerler oldu. 2 kat fazla antreman yaptım. Kollarımı daha güçlendirmek için. Tabi ki dünya çapında henüz ilk 3'e girdiğimiz bir yarış olmadı ama Türkiye Şampiyonası'nda ilk 3'e girdim. Ve bu çok önemli bir sonuçtu benim için. Geçen sene ilk kez becerdim. Çünkü çok uzun bir süredir uğraşıyordum buna ve ilk kez 2011 yılında oldu.



KükreyenAslan: Nasıl karar verdin? "Ben bu işi seviyorum bunu layığıyla yapacağım" şeklinde mi oldu bu kararın?

Evet, ben bu işi seviyorum ve ben bu işi hobi olarak yapmak istemiyorum. Ben bu işi layıkıyla yapacağım diye karar verdim. 'Sponsorunu da bulacağım inşallah, sporcu olarakta yaklaşacağım' dedim. Çünkü biz sponsorlarımızın destekleriyle başta da babamın verdiği hediye bir otomobili satıp, onun parasını yatırarak başladım. Bir yatırım oldu bu. Bankadan kredi alarak kimi zaman yarıştım. Dolayısıyla benim için yarış hiçbir zaman "Bana ailem para veriyor, bende yarışayım" gibi bir durum değildi. Dolayısıyla ben bu işe ya ciddi yaklaşacaktım ya da yapmayacaktım. Hani bunu hobi olarak yapmak gibi bir seçeneğim yoktu. Kaldı ki böyle bir isteğimde yoktu. Ben bu işe sporcu olarak baktım. Hep sporcu olmak istedim. Öncesinde snowboard da uluslararası yarışlara katılmak gibi bir hayalim oldu. Hatta uluslararası bir freestyle takımına dahil olmak istedim. Ama o zaman, o disipline sahip olmadığım için hedefe ulaşamadım. Hedefe kilitlenemedim daha doğrusu. Ama rallide biraz daha olgunlaşmanın, hayattan daha çok ne istediğimi bildiğim bir noktada başladım. Ve dedimki; ben hedefimi biliyorum, ona göre çalışacağım. Tabi ki burada şansım da yağver gitti, bir sürü insan destek de oldu ama eğer hedefimi şaşırmış olsaydım yılacağım da birçok yer vardı. Ben yılmadım. Hani bir sürü yerde mücadele ettim. Bırakma noktasına geldim, çok üzüldüm çok pişman oldum ama yılmadım.

KükreyenAslan: Burası çok önemli. Bizim KükreyenAslan olarak seninle röportaj yapmamızın sebebi bu. Kadın sporcu çok az çıkıyor Türkiye'de ne yazık ki. Bırak kadın sporcuyu ne istediğini bilen kadın da az çıkıyor. Böyle ne yazık ki, rol model eksikliği var. Ve ne istediğini bilip, hedefe kilitlenip çalışan ve tabi sonunda da başarılı olan sen varsın. Gerçekten çok takdir edilecek birşey ama söylediğin şey çok enteresan. Çok zorlandığın, vazgeçmek istediğin zamanlar da olmuş. Gençlere, yeni başlayanlara nasıl bir mesaj vermek istersin?

Bir kere şöyle birşey var. Sporun erkekler ve kadınlar için farklı tarafları var. Özellikle motor sporları gibi sürekli seyehat etmenizi gerektiren. Sürekli kendi hayatınızdan fedakarlık yapmanızı gerektiren.. Aslında milli sporcuların tümü için bu geçerli. Yani bugün atletizmde de milli sporcuysanız sürekli seyahat ediyorsunuz, sürekli antremandasınız. Öncelikleriniz belli. "Ah arkadaşım ağlıyor, yanına gideyim" gibi bir şansınız olmuyor bazen, "ağlıyor ama bekleyecek çünkü ben şu anda antremanımdayım" gibi yaklaşmak zorundasınız. Ve bu insanı acıtan da birşey. Hedefe kilitlenmek kolay birşey değil. Ama bunu neden yaptığınızı bilmek çok önemli. Basit bir hırs uğruna, para uğruna olmamalı. Bir amaç, sporda başarılı olmak, ülkenizi temsil etmek, iyi örnek olmak gibi eğer bunlar öncelikli amaçlarınızsa o zaman hedefe daha doğru kilitlenebiliyorsunuz. Çünkü sporun getirdiği avantajlar var. Disiplin var, sağlıklı yaşam var, mücadele azmi var, sabırlı olmayı öğrenmek var. Bütün bunlar aslında tüm üst düzeyde yapılan spor dallarında geçerli ve bunları öğrenmek bir insanın karakterinide çok geliştiriyor ama dezavantajı ne? Hele kadınlar için dezavantajı, bir aile kurmak hayaliniz varsa burada zorlanabiliyorsunuz. Çünkü erkekler özellikle Türk toplumunda önceliğin kendisi olmasını istiyor. Hayatınızı eşinize ayıracağınız bir zamanda kendinize ve kendi hedeflerinize ayırmak zorunda kalıyorsunuz. Belki bir çok insanın hedefini ayırmak zorunda kalıyorsunuz. Sizi destekleyen insanlara geri dönüş yapmak zorunda kalıyorsunuz. Sizi yüzlerce insan takip ediyorsa, o insanlar sizi takip etmeye devam etsin diye onlara bir geri dönüş yapmak için vakit ayırmanız gerekiyor. Bütün bunlarda ciddi fedakarlıklar istiyor. E bu da hayatın bir tarafından fedakarlık etmek anlamına geliyor. Ama çok ciddi avantajlarıda var. Ben çok mutluyum bu hayatı yaşadığım için ama şunu da biliyorum; bir gün kısmet olursa da bunu bıraktığım noktada gerçekten değer verdiğim bir ailemin olmasını da çok istiyorum. O çok önemli.

KükreyenAslan: Sosyal projelerde de varsın. İlla bir kurum adına veya dernek adına yapmasan bile bir çok yerde seni görüyoruz. Nasıl dahil oluyorsun bu projelere?

Aslında sosyal projeler benim çok çok sevdiğim şeyler. Birçok sosyal proje teklifi geliyor. Ne yazık ki vaktim kısıtlı olduğu için ve açıkçası birine 'evet' deyip diğerine 'hayır' dersem kendimi kötü hissedeceğim için projelerin hemen hemen hepsine de 'hayır' dedim. Fakat şöyle birşey ile ilgileniyorum. Elimden geldiğince çocuk okutuyorum, destek olmaya çalışıyorum. Ben bireysel ilişkilerde daha çok kendimi iyi hissediyorum. Mesela bu depremde de aynı şeyi düşündüm. Gücü büyük şeyler yapmaya yeten insanlar, belki konut, toplu konut yapmaya yeten insanlar için aynı şey geçerli değil ama sınırlı gücü olan insanlar için bir kamyon dolusu eşya götürüp, kime dağıtılığı belli olmayacak şekilde, belki ihtiyacı olana gitti, belki gitmedi, ne şekilde dağıtıldı. Bütün bu zorlukları yaşamak yerine görebildiğim, takip edebildiğim ve manevi tarafını da gücüm yettiğince, bir hayat boyu sürdürmek istediğim bir ilişkiyi kurmak bana daha değerli geliyor. Keşke herkes veya her aile başka bir ailenin elinden tutsa o zaman hem doğu ile batı arasındaki kopukluklar azalır, hemde bu tip yardıma ihtiyacımız olan durumlarda, Türkiye'nin neresinde olursa olsun yardıma ihtiyacı olan yerlerdeki aileler sırtlarını dayayacakları, hayatları biraz daha rahat olan başka bir aile bulurlar veya başka bir insan bulurlar. Ben bu mantıkla yaklaştığım için Türkiye'de de, Pakistan'da da hep bu şekilde yürütmeyi seçtim yardımlarımı. Hani başka birine, bir insana, o insan bilse de bilmesede bunu, bilmemesi çoğu zaman daha doğru. Bunun reklamını yapmamak daha doğru ama bence başka bir insana destek olmak, birey anlamında, ama bunu sürdürebilmek. İşin içine insan girdiği zaman bir kerelik bir bağış yapıp daha sonra kapısını çalmamak gibi bir durum olmuyor. O ilişkiyi keserseniz o insanları daha çok kırıyorsunuz. Süreklilik olması çok önemli. Ben buna inanıyorum ve sosyal sorumluluk projesi adına birşey yapılacağı zaman bu tarz şeyleri tercih ediyorum.

KükreyenAslan: Peki kariyerine geri dönersek, kariyerin ne alemde? Daha ne kadar devam edecek? Bildiğimiz kadarıyla bir şampiyonaya hazırlanıyorsun.

2010 yılında gerçekten çok güzel bir iş yaptık. Destekçilerimizle birlikte inanılmaz bir takım oluşturduk ve gerçekten Türkiye'den çıkan iki kızın EuroSport'un bütün dünyada reklamını yaptığı bir şampiyonada yarışıyor olması bile bütün sezon inanılmaz birşeydi. Ama çok zordu bizim için çünkü çok zor bir şampiyonaydı. Ve Super 2000 gibi güçlü bir otomobile ilk bindiğimizde ilk çıktığımız meydan, devler arenasıydı. O yüzden de çok zorlandık. Çok zorlandık ama çok şey öğrendik. Çok güzel bir sezon geçirdik. Bitti üzüldük, daha da büyüyecekti takım büyüyemedi ve bitti. Ama yine de geriye dönüp baktığımda en güzel senemiz diyebilirim. Çünkü gerçekten çok şey öğrendik. Ama şimdi bunca yatırım yapılmışken 2011'de de tabii son dakikada iptal olduğu için bu proje, 2011'de ortada kaldık gibi oldu daha sonra Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın desteğiyle, ufak tefek diğer sponsorlarımızın da desteğiyle tekrardan geri döndük. Ama bu yarım yamalak yapılan bir şampiyona diğeri gibi planlı oturarak yapılan bir şampiyona kadar başarılı olamıyor. Ama yinede sezon sonunda toparladık ve söylediğim gibi Türkiye Şampiyonası'nda ilk 3 geldi. Dubai Rallisi'nde, Orta Doğu Ralli Şampiyonası'nda ilk 5 geldi. Buradan gelen başarılar sonrası moralimiz düzeldi. 2012'ye de daha farklı bir proje ile girmek istedik. Orada da aksaklıklar yaşadık, ne yazık ki olmadı ama yılmadık devam ediyoruz. Orta Doğu Ralli Şampiyonası'nı takip etmekti hedefimiz. Aslında 1.liğe koşabilecek bir otomobille takip edebilmekti o proje olmadığı için şimdi en azından Grup N Şampiyonluğuna gidebilecek ve ilk 3'e girebilecek bir otomobil ile yarışıyoruz ve şu anda 4. sıradayız şampiyona da, Grup N Şampiyonası'nda da 2. sıradayız. Katar Yerel Ralli Şampiyonası'nda bütün erkeklerin önünde 1. sıradayız. 2 Türk bayanı olarak. Ortadoğu gibi bir yerde bunu yapmak çok keyifli tabii. Orta Doğu Ralli Şampiyonası'nda rekabet var ama Katar Ralli Şampiyonası'nda rekabet çok yüksek değil, doğruya doğru ama yinede yani akıllı olmak gereken bir yer. Çok kırıcı bir yer. Orada erkeklerin önünde 1. olabilmek gerçekten çok keyifli. Orada insanların tepkisi inanılmaz. Yolladığımız basın bültenlerine geri dönüşler; "emin misiniz? bunları kontrol edin sonra yanlış haber yaptırtmayın bize" falan diyorlar. Hani insanların bundan çekinmesi, korkması, her türlü yanı çok keyifli. Buna devam etmek istiyoruz. Avrupa'da da çok büyük destekçilerimiz var ve belli bir yere getirdik, ciddi bir yatırım yapıldı. Bu otomobili kullanmaya alışmak cidden bir kadın için özellikle çok zor. Fark var çünkü kadınlar ile erkekler arasında. Bir otomobilin üzerinde bu farkı minimuma hatta 0'a indirebiliyorsunuz ama kolay değil bu. Bir erkek belki antremansızken bile 0'e yakın bir performans ile otomobili kullanabiliyorken, bir kadın antremansız bunu yapamıyor. O yüzden de bu farkı, bunca yıldır yapılan bu yatırımı bu sene değerlendirmek istiyoruz artık. Kendimize ilk defa 2-3 senelik bir plan çıkardık. Ama bu seneki öncelikli hedefimiz Ortadoğu Ralli Şampiyonası'nda sonuç elde etmek artık. İlk kez Uluslararası Şampiyona'da hedefe gitmek. Bugüne kadar hep tecrübe kazanmak ve bir yarıştan puan almak gibi hedefler koyuyorduk. Şimdi podyuma çıkma hedefini koyduk ilk defa.

KükreyenAslan: Türkiye Şampiyonası da başlayacak yakında…

Türkiye Şampiyonası ne yazık ki hedeflerimiz içinde yok. Çünkü yetişebileceğimiz yerler belirli. Biz hedefimizi yurt dışı olarak seçtik. Çünkü yurt dışında yarışırken sadece yarıştaki başarılarınız değil aynı zamanda bir başka misyon daha üstleniyoruz. Sonuçta Türk kadınını öyle veya böyle buraya sırt sırta vererek gelmiş bir ekibi ve aynı zamanda da hani ikimiz, ben 4 dil konuşabiliyorum, Çiçek 4 dil konuşabiliyor. İkimiz de ekonomi mezunuyuz. Sonuçta böyle bir profilimizde var. Sporculuk dışında bu profilimizi de gösterebilmek, ülkemizin tanıtımını yapabilmek.
Bunlar da bizim için ayrı bir misyon. Bugüne kadar EuroSport olsun El-Cezire olsun, başka uluslararası TV kanallarında ülkemizi temsil ettik. Sadece katıldığımız yarışlarda değil. Sadece ralli değil, Türkiye'yi tanıtmak gibi bir hayalimiz de var. O yüzden de Türkiye Ralli Şampiyonasına biraz ara veriyoruz. Sadece 1 yarış geleceğiz o da konuşanlar var çok fazla biraz sussunlar diye!

KükreyenAslan: Son olarak Galatasaray, Türkiye ve Futbol ile ilgili birşey söylemek istersen…

Bundan 2,5 yıl önce Spor Aktif programını yapmaya başladığımda, tabi futbol ile ekonomi de olsa, spor ekonomisi de olsa, konusu “futbol” olan program yapmaya başladık ve ben kendimi bir anda fransız kaldığımı hissettim ve futbol maçları seyretmeye başladım. Daha çok öğrenmeye başladım, daha çok tanımaya ve tanıdıkça keyif almaya başladım. O sene de, sene başında Bursaspor'u tutmaya başladım çünkü bir Anadolu takımının mücadele içerisinde yer alması önemliydi. Ben Bursaspor'u seçtiğimde Bursaspor daha şampiyon bile olmamıştı!

Benim için şu önemli; Galatasaray tabi ki UEFA'da elde ettiği başarı, nasıl her sporda belli başarılardan bahsediyoruz bence futbol adına, Türk futbolu adına, Türkiye'de kazanılmış en büyük başarıdır. Dolayısıyla da bu hangi takımlı olursanız olun göz ardı edilmemesi gereken, gurur duyulması gereken birşey.

Uluslararası başarı elde edildiyse ve edilebildiyse bu ülkede, bu Galatasaray’ın eseridir.. Yarın neden diğer takımlar veya tekrar Galatasaray tarafından elde edilmesin? Bence bunu tekrar kendimize hatırlatmamız lazım.

Çok tatsız tabii bugünlerde yaşananlar ama bu yaşananların içinden bir şekilde çıkılacak. Biz nelerin içinden çıktık Türkiye olarak. Bunun içinden de tabii ki çıkılacak. Ama çıkarken insanlar birazcık egolarını gözardı etmeli, umursamamalı ve bunu toplumsal bir problem olarak görmeli ve burada taraftarlık ve fanatizm duyguları ön planda olmamalı. Çünkü eğer bir suç varsa o suç cezasını bulmalı ki bir daha bu suç bu kadar kolay işlenebilir olmasın! Hukuk bu yüzden var ama eğer bir suç yoksa da, illa suç var diye diretilmemeli. Dolayısıyla bir orta yol bulunmalı ve Türkiye bu olayların içinden çıkmalı. Çünkü sonuçtaTürk Sporu kaybediyor.

Futbolda bir Galatasaray örneği var, UEFA örneği var dolayısıyla da futbolumuzu tekrardan toparlayıp tekrardan bu geçmiş başarıların yakalanabileceğine inanmamız lazım..

KükreyenAslan: Önce örnek bir sporcu ve tabii ki bir kadın olarak sizi ve ekibinizi hep ödül alırken görmek istiyoruz.Ayrıca size destek verdikleri için SONAX, SPORTOTO, GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI, TÜRKİYE TANITIM FONU, RED BULL, REKLAMON, PUMA,AUTOBAHN PRODUCTIONS, TOK SPORT, BEE ve MARS ATHLETIC CLUB ‘a da tekrar teşekkür ediyoruz...Görüşmek üzere..
 

MOBİL'DE KükreyenAslan

En güncel galatasaray haberleri, son dakika
gelişmeleri ve en iyi spor yazarları QR Kod
okuyucu ile hemen cebinde!

kukreyenaslan.com
SENDE YORUM YAZ !

CAPTCHA security code
YORUM YAP
ÖNE ÇIKARILAN HABERLER
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 34 24 3 7 42 75
2 Fenerbahçe 34 21 9 4 42 72
3 İstanbul Başakşehir 34 22 6 6 28 72
4 Beşiktaş 34 21 8 5 39 71
5 Trabzonspor 34 15 10 9 12 55
6 Göztepe 34 13 10 11 -1 49
7 Demir Grup Sivasspor 34 14 7 13 -8 49
8 Kasımpaşa 34 13 7 14 -1 46
9 Kayserispor 34 12 8 14 -11 44
10 Yeni Malatyaspor 34 11 10 13 -7 43
11 Akhisarspor 34 11 9 14 -9 42
12 Aytemiz Alanyaspor 34 11 7 16 -4 40
13 Bursaspor 34 11 6 17 -5 39
14 Antalyaspor 34 10 8 16 -19 38
15 Atiker Konyaspor 34 9 9 16 -4 36
16 Osmanlıspor FK 34 8 9 17 -11 33
17 Gençlerbirliği 34 8 9 17 -17 33
18 Karabükspor 34 3 3 28 -66 12
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
GAZETE MANŞETLERİ
GAZETE MANŞETLERİ
Sizce milli takımı bırakan Fatih Terim, Galatasaray'ın başına geçmeli mi?