Fener Ağlama
0 Aslan Tıkladı
FENER AĞLAMA

“Hayatımızın değişmeyen parçası Galatasaray“

“Hayatımızın değişmeyen parçası Galatasaray“
07 Ekim 2013, Pazartesi 16:40

Prof. Dr. Ahmet Özdoğan Röportajı

KükreyenAslan: Öncelikle sizi tanıyalım...
Ahmet Özdoğan: İstanbul Üniversitesinde öğretim üyesiyim. Baş boyun cerrahıyım. Galatasaray Spor Kulübü ile ilgili olarak da 32 yıllık üyeyim. Baktığınız zaman 1996-2000 yılları arasında dört yıl, 2004-2006 yılları arasında da 2 yıl Yönetim Kurulu üyeliği yaptım. Şu anda da Galatasaray Divan Kurulu üyesiyim. Galatasarayla ilgimiz hiç bitmez. Hayatımızın değişmeyen parçası Galatasaray. Onun önemi ve önceliği hiç değişmez hayatımızda. Yaşadığımız sürece, Allah izin verdiği sürece aşkımız devam eder. Dilimiz döndüğü kadar da gördüklerimizi paylaşırız. Yeri geldiğinde eleştiririz. Araştırırız, sorgularız. Allah çok genç yaşta bize Galatasaray'da yönetici olmayı nasip etti. Galatasaray'da vermek için varız. Galatasaray bizden ne emrediyorsa onu yerine getiririz. 

 

KA: Bizim de bildiğimiz odur. Galatasaray'a vermek, hizmet etmek her şeyin önünde gelir. Yöneticilik de yaptığınız için sormak isteriz, Galatasaray'da bir şeylerin değiştiğini düşünüyor musunuz?

 

AÖ: Çok şey değişti. Bir kere bizim yöneticilik yaptığımız zamanlarda şöyleydi: Galatasaray Başkanına, eski Başkanlarına, kıdemli üyelere, büyüklere çok daha saygılı davranılırdı. Daha ağabey kardeş gibiydik. Daha aile gibiydik. Mesela ben, büyüklerime ismiyle hitap edemem, edemeyeceğim de herhalde ölene kadar. Doğan Akagündüz zamanındaki Divan Kurulu toplantılarına giderdim eskiden. O Divan'daki saygıyı anlatamam. Divan Başkan'a ne kadar saygılıysa, inanın Başkan da Divan'a o kadar saygılıydı. Ve enteresandır, Divan Başkan'ı o dönemde çok başka bir konumdaydı. Yanlış anlaşılmasın, Sn. İrfan Aktar'a da saygım ve sevgim var, o da elinden geleni yapıyor ama, galiba o eski "aile"  ilişkimiz sekteye uğradı. Galatasaray'da herkesin bir ağırlığı olduğuna inanan bir insanım. O ağırlığı yok edersek Galatasaray'da çok önemli bir kayıp olur. Bizi birbirimize bağlayan çimentolardan biridir o ağırlık. Onu kaybedersek farkımız kalmaz düşüncesindeyim. O ağırlık önemli bir ağırlıktır.

 

Bazı şeyleri hayretle izliyorum Galatasaray'da. Diyeceksiniz ki ne? Bir düşünün: Galatasaray'da bir eski ikinci Başkan televizyona çıkıyor. Bakın ben Galatasaray Başkanını yaptıklarıyla ilgili eleştirebilirim. Ama asla ve asla ona saygısızlık yapma hakkını kendimde bulmam. Çünkü Galatasaray Başkanlık makamı sadece şimdi değil, ileriki dönemlerde de, o makama saygısızlık yapma hakkımız yoktur. "Galatasaray Başkanlığına yakışmıyor, Galatasaray Başkanlığını kaldıramıyor" gibi açıklamalarda bulundu. Bence bunlar güzel sözler değil. Galatasaray Başkanı seçimle gelir. Bu kararı da Genel Kurul takdir eder. Bunu sorgulamak hiç kimsenin haddi değil. Genel Kurul öyle uygun gördüyse, bitmiştir. Dışarıdaki insanların bilmesi gereken bir nokta da şu, özellikle Fatih Terim olayında, Yönetim veya Başkan hata yapmış olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, Fatih Terim Galatasaray'ın çocuğudur, Divan Kurulu üyesidir. Fatih Terim'le Galatasaray Başkanının arasına girmeye kalkmasınlar. Çok zararlı çıkarlar. Onları da uyarıyorum, kendi işlerine baksınlar. Kendi işlerine bakmazlarsa, ve böyle devam ederlerse, Galatasaray Camiası ne yapması gerektiğini bilir. Galatasaray'a bir şey söyleyeceklerse, Sn. Fatih Terim, Sn. Başkan üzerinden ya da birinin hamisi gibi birilerinin üzerinden söz söylemesinler. Ne sn. Terim'in ne sn. Başkan'ın hamiye ihtiyacı yoktur. Bu camia kendi camialarıdır. Söylemek istediklerini direkt olarak söylesinler. Camia içinde halledilir bu işler.

 

 

KA: Peki son günlerde basına yansıyan, ama uzun zamandır camia içinde bilinen , konuşulan Fatih Terim ve Başkan arasındaki huzursuzluk hakkında ne düşünüyorsunuz? Olaylar gösterildiği gibi mi, yoksa gerçekler farklı mı?

 

AÖ: Öncelikle ben bir eğitimciyim. Biz eğitimcinin eğitimini yaparız. Kurslar vardır bizde eğitimciyi eğiten. Ben uzun zamandır düşünüyorum, Galatasaray'da göreve gelen insanların da eğitime ihtiyaçları var. Ne eğitimi biliyor musunuz? "Başarıyı yönetme eğitimi."  Biz herhalde başarıyı yönetemiyoruz. Bakın sn. Başkan Ünal Aysal üç sene önce, ki hatırlarsanız, o seçime biz de sn. Turgay Kıran'la katılmıştık, bir başka başkan adayı da Mehmet Helvacı idi, bu seçimin sonucunda Başkan Ünal Aysal seçildi. Biz o zaman bir şeyi net olarak söylemiştik: Seçilen yönetim kurulunu kuran Sn. İnan Kıraç'tır. Hatırlayacaksınız, bir televizyon programına çıkıp, o başkan olamaz, bu başkan olabilir demişti. Nitekim başkan olabilir dediği kişi Ünal Aysal başkan oldu, kendisinin Başkanlığa uygun olmadığını söylediği, ki bence Galatasaray'da Başkanlık makamına yakışan bir isimdir, Ali Dürüst'ü de ikinci başkan olarak telaffuz etti. Daha önce Başkanlığa aday olan Adnan Öztürk'ü de, sadece Yönetim Kurulu üyesi olabilir dedi. Ve nitekim, Genel Kurul seçim sonucunda, bu listeye oy vererek, takdirini göstermişti. Burada hiçbir problem yok. Biz de kendimizi anlattık, Galatasaray Genel Kurulu o listeyi uygun gördü. Demokrasilerde saygı duymak lazım. Genel Kurul en yetkili organdır ve son kararı o belirler. Ancak biz o zaman da söylemiştik, bu yönetim kurulunun, oluşturulma ve yönetme tarzı , Galatasaray'ın özgürlükler dizisine uymadığı için, üç seneyi, seçilme süresini tamamlayamaz demiştik. Evet, üç seneyi tamamlayamadı. Çünkü; Sn. Ünal Aysal'la Galatasaray'ın genel yapısı içinde bir doku uyuşmazlığı çıkacaktı. Bu kaçınılmazdı. Sn. Ünal Aysal'ın olayları ele alış biçimiyle, yönetimdeki arkadaşların, sn. Ali Dürüst'ün olayları ele alış ve çözüm biçimi çok başkadır. Bu görünüyordu. Şimdi öğreniyoruz ki, o sırada, Ali Dürüst, başkana "Başkanımızsınız ve buna saygı duyuyoruz ama, siz spor camiasına yabancısınız, az tecrübelisiniz, bize öyle bir antrenör lazım ki, hem spor camiasını çok iyi bilecek, hem tüm camiayı toparlayıp kucaklayacak, bizi başarıya taşıyacak bir isim olarak Fatih Terim'i önermiş. Şimdi anlıyoruz ki, sn. başkan da , istememesine rağmen Fatih Terim'i kabullenmiş ve göreve davet etmiş. Başkanın çalışma biçimi ve metotlarıyla, Fatih Terim'in çalışma biçimi ve metotları birbirine uymadı. Uymadığı için de 2 yıl boyunca Ali Dürüst tarafından yönetilmeye çalışıldı. 2 yılın sonunda, bir gün Başkanın Ali Dürüst'e "ben sizinle daha fazla çalışmak istemiyorum", demesi üzerine durum değişmiştir. Bu olamaz mı, elbette olur, Başkan kimlerle çalışmak istediğini tayin eder elbette. Buna saygı duymaktan başka bir şey yapılamaz. Başkanın aldığı kararlara destek vermekten başka şansımız yoktur. Tabii ki yapılan yanlışları konuşacağız ama kişileri eleştirme hakkımız yok. Genel Kurul Başkanlığa layık gördüyse, bu durumun tartışılacak bir yeri kalmamıştır, olamaz da. 

 

İkinci noktada da, medyada bazı insanlar çıktı. Bu insanlar, başkanla ilgili konuşmalarıyla,  ne yazık ki Galatasaray Başkanına yakışmayacak mesajlar vermeye başladılar. "Gereğini yaparım", "doğrarım" "keserim"  "yok ederim" gibi tabirler kullanılır oldu. Söyleyeceğim o ki, bu sözleri iletenler dikkat etsinler, bahse konu kişi Galatasaray Başkanıdır, Galatasaray Başkanına daima sahip çıkmıştır, saygı duymuştur. Bu bugüne, bu Başkana özgü bir durum da değildir. Bütün eski Başkanlar için de aynısı geçerlidir. Kimse Galatasaray'ın eski başkanlarına laf söyleyemez. Herkes yerini ve haddini bilecek. Başkanı eleştirebilirsiniz, bunun belli bir yeri ve metodu vardır. Bir sınırı vardır. Saygınlık çerçevesi vardır. Bu aşılırsa, tüm Galatasaray camiası yek vücut halinde hareket eder ve yapılması gerekeni yapar. Medyada kendine vazife çıkaran arkadaşları da aracılığınızla uyarayım, Başkana karşı başka bir listede yer almamıza rağmen, kimse Galatasaray Başkanına beni aradı, SMS attı vs. gibi söylemlerle, saygı sınırını aşmasın. Camia haddini bilmeyene haddini bildirir. Bu üslubun kabul edilebilir bir tarafı yoktur, olamaz da..

 

 

KA: Sayın Özdoğan, uzun zamandır Galatasaray Camiasının içindesiniz, Divan Kurulu üyesisiniz,

 

AÖ: Biz tam 30. seneyi doldurduğumuz yıl, Divan Kurulu üyeliği 25 yıllık üyeler için de hak oldu. Ama ben dolu dolu 30. yılda Divan Kurulu üyeliğine hak kazandım.
KA: Son Divan Kurulu toplantısı alışılmışın dışında, sadece basına değil, üyelere de kapalı yapıldı ve dinleyici üyeler salon dışına çıkartıldı. Buna gerek var mıydı? Gizli bir gündem, ya da Fatih Terim mi konuşuldu, çok merak edilen bir konu bu. Tabii detayları veremezsiniz ama.. Siz de bir konuşma yaptınız. Galatasaray'da herşey yolunda mı? Bu gizlilik niye?
AÖ:Şimdi şöyle. Biliyorsunuz,bizim bir derneğimiz, bir de sportif A.Ş. adı altında bir şirketimiz var. Sportif A.Ş. için zaten kapalı kapılar ardında gizli birşey yapmak mümkün değil, çünkü halka açık bir şirket. Bir de Galatasaray Spor Kulübü Derneği var,ki sportifin neredeyse yüzde seksenlik kısmını kapsar, yani ancak yüzde yirmilik bir kısım için bu kapalı toplantı yapıldı. Yönetim, tüzük gereği, kapalı yapılmasını istedi, kendileri istediler bunu.O da enteresan bir oylamadır.Salonda üçyüz kişi civarında katılımcı olmasına karşın, dörde iki oranıyla kapalı toplantı oylaması sonucunda, toplantının kapalı yapılmasına karar verildi. Katılımcıların büyük çoğunluğu oy kullanmamayı tercih ettiler. Onların takdiridir. Tartışılacak bir durum yok tabi. 

 

Sonuç itibariyle, mali tablolarla ilgili, Sportif A.Ş.'nin mali tablolarıyla ilgili çok ciddi bir çalışma yapıyoruz. Bunu zamanı gelince sizinle de paylaşırız. Sportif A.Ş.'nin dışında kalan bölüm için ise, müsaade ederseniz tüzük ihlali yapmamak adına konuşmayalım.Saygısızlık yapmayalım. 

 

 

KA: Merak edilen bir sır mı var, ve toplantıda Fatih Terim mi konuşuldu?

 

AÖ: Hayır, Fatih Terim konuşulmadı, Fatih Terim'le ilgili soruları ben sordum konuşmamda. Kulübe ilişkin mali tablolar görüşüldü sadece ve o da dediğim gibi yüzde yirmilik bölüme ilişkin mali tablolardır. Yönetim Kurulu istedi, Divan Kurulu da öyle uygun gördü. Kapalı olma nedeni asla Fatih Terim değildir. Dilekler bölümünde konuşma yaparken ben birkaç soru sordum o kadar. Zaten Fatih Terim olayı henüz olmamıştı ve olacağı da öngörülmüş değildi. Bunu çok net söyleyebilirim.

 

KA:Peki sn. Terim'le yolların ayrılma şekli, başarıya endeksli beklentimiz olduğu için,başarı maddi gelirimizi de etkilediği için, bu hareketin zamanlaması hakkında düşünceniz nedir? 

 

AÖ:Mayıs ayında yapılan kongre öncesi, Sn. Başkan aslında çok net bir açıklama yaptı ve tavır sergiledi…. Ben Galatasaray'da ben bazı kişileri sevmiyorum dedi. Bunu kişisel algılamamak lazım. Onların iş yapma şeklini sevmiyorum. Benim iş yapma şeklimle uyuşmuyor demek istedi. Sn. Başkan, benim anladığım kadarıyla Fatih Terim'in de iş yapma şeklini sevmedi. Sn. Başkanın dünya görüşü, Galatasaray'a bakışı, iş yapma şekli farklı olunca da gereğini yaparım dedi. Şunu söylemem gerek, Sn.Fatih Terim Başkana rağmen iş başına gelemez. Mutlaka Başkanın onayı gerekir. Fatih Terim'igetiren Başkan, götürebilir de. Buna kimsenin itirazı olamaz. Bizim sözümüz, Fatih Terim'in gitme tarzı ve zamanına.Bir insan için ,Galatasaray'da etik değerlere zarar veriyor diyorsanız, hiyerarşik olarak Başkan ve Başkanlık makamına saygısızlık yapmıştır diyorsanız, o insan da sizin Kulübünüzün bir üyesiyse, Divan Kurulu üyenizse, o insanı Disiplin Kuruluna da sevk etmeniz gerekir. Bu yapıldı mı? Hayır. O zaman bunu gerekçe olarak gösteremezsiniz. Bu olmaz. 
Kişisel olarak istemiyorsunuzdur. Buna kimse birşey söyleyemez. Başkan ve Yönetim olarak bu kararı almışlardır, tamam. Ama zamanı şimdi değildi.
25.06.2013'de mazbatalarınızı aldınız.Lig başladı, beşinci haftaya kadar niye bekliyorsunuz?….. "Birlikte çalışamayacağız, teşekkür ederiz dersiniz."….Fatih Terim'le yarın yine karşılaşacaksınız, aynı camianın insanlarısınız. Bir masaya oturursunuz, olmadı , uymadı dersiniz, kimse de size neden doku uyuşmazlığı oldu diye sormaz; soramaz. Bu olmamış, takım anlamında büyük bir başarısızlık yok, büyük bir saygısızlık, Galatasaray'la ilgili bir problem yok. O zaman , zamanlamada ve "usul"de bir problem var. Başkalarının sözlerine göre hareket edemezsiniz. Başkanlık makamına saygısızlık yapıldıysa da disipline gönderirsiniz. Başka yolu yoktur bunun….. Bu arada Sn. Adnan Nas diyor ki, "çok hoşgörülü davrandık.". Çok özür dilerim sn. Nas, sözleriniz birbirini tutmuyor o zaman.Kurumsallıkla hoşgörü aynı anda olmaz. Siz 25.06'da göreve geldiğinizde "biz kurumsallaşmaya öncelik vereceğiz"….diye geldiniz. Kurumsallaşma ile hoşgörü birarada olmaz. Hoşgörülü davranamazsınız. Çok dikkatli olmanız lazım. Tarz ve uslüp olmadı, iyi olmadı, Galatasaray'a yakışmadı.
Ama şu bir gerçek, bir karar alındı, böyle alınmamalıydı, yanlıştı. Fatih Terim'in gitmesi değil, tarzı ve zamanı olmadı. Ama Aslolan Galatasaray'dır. Galatasaray elbette sahipsiz değildir, kimse vazgeçilme de değildir. Yeni gelen antrenör de bizim antrenörümüzdür. Ona sahip çıkmak, destek olmak görevimizdir. Ama biz kendi Genel Kurullarımızda ,alınan bu kararı elbette  değerlendireceğiz. 

 

Bir konu daha var, son olağanüstü seçimin süresi ile ilgili. Seçim bir yıllık süre içindir. Bazı şeyleri zorlamamak lazım.

 

 

KA:Bir başka tartışma konusu da bu. Daha önceki kongrelerde genel Kurulun verdiği yetkiler var, onların kullanılması ve tabii seçilmişlerin görev süresi.Herşey bir tartışma konusu Galatasaray'da. Siz neler söyleyeceksiniz..

 

AÖ:Bakın Galatasaray'da mahkeme kapılarına gitmememiz lazım bizim. Galatasaray'ın hukukla işi olmamalı. İnsanları ikna etmek gerek. Herkes ikna olmalı ki, evet eski dönemde verilen yetkiler devam ediyor, seçim süresi 1 yıllık demek lazım. Galatasaray'ın barış ve güven ortamına ihtiyacı var. Şu anda bu yok. Yani kimsenin içi rahat değil. Buradan mahkeme kapılarına giden çok olur. Bunlar güzel şeyler değil. Diyelim ki mahkeme görev süresi bir yıldır dedi, bir grup kırılacak. Ya da 3 yıldır dedi. Başka bir grup kırılacak. Buna gerek yok.Sn Başkan ve yönetim kurulu, mayıs 2014'te seçime gitseler, yeniden aday olsalar, karşılarına çıkmak isteyen çıksa ne olur? Kazanacaklarsa kazanırlar, ve üç yıllığına devam ederler. Temmuzdaki olağanüstü kongrede alınan kararları, yeniden yazarlar, aynen yazarlar, yeni bir olağanüstü kongre yaparlar ve yetkileri alırlar. Eğer yetkiyi Genel Kurul veriyorsa, sorun yok. Camiayı bölmenin bir anlamı yok. Biz olağanüstü kongreye gidiyoruz deseler ve yetkiyi alsalar kim itiraz edebilir? Hukuki görüşlere falan gerek yok, gerek kalmaz. Onlar görüş alıyorlar, ama karşı görüş de alınıyor. Hukuki görüşle iş bitseydi herşey başka türlü olurdu. Çok değerli hukukçular var, yanlış anlaşılmasın ama her hukukçu aynı görüşte olmayabilir. Biz bunu Genel Kurul'da halledebiliriz. Zor birşey değil, alınır bir olağanüstü kongre kararı, gelmek isteyen gelir, içini döker, oyunu kullanır, biter.Zorlamak niye? Yok eğerbiz bu yetkileri yeniden alamayız gibi bir düşünceniz varsa, o zaman bu yetkileri kullanmayın. Galatasaray'da adaylığınızı koyup, seçimi alamıyorsanız , başkanlık da yapamazsınız. Niye zorluyoruz ki, ille bu, ille şu diye. İnsanların arasını açmaya, kişileri ötekileştirmeye ne gerek var?Bunu anlamak mümkün değil.

 

KA: Son olarak eklemek istediğiniz birşey var mı?

 

AÖ: Evet; önemli bir konu var. Galatasaray genel af çıkartmalıdır. Gelin birlikte bir öpüşelim, bir odaya girelim, hepimiz içimizi dökelim, sonra da kolkola çıkalım. Bu birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız var. Birbirimizi ötelemeye,kırmaya gerek yok. Hepimizin tek amacı Galatasaray'a hizmet etmek. Amacımız aynıyken, birbirimizi disipline göndermek, küstürmek, uzaklaştırmak yersiz ve anlamsız. Bu olursa Galatasaray'da ağabey kardeş ilişkisinin yeniden tesisi mümkün olur. Bir barış ve huzur ortamı hakim olur. Bu önemli.
Bir de Divan Kurulunda da söyledim, sizin aracılığınızla tekrar söylemek istiyorum. Galatasaray'da yetkili tüm kişiler, hukuk kurulu, 3 temmuz tapelerini iyice incelemeliler. Galatasaray'la ilgili söylenen sözler, Galatasaray'la ilgili kişilerle yüzleşmeliyiz.     Onlar bunu yapmazlarsa, disiplinden kimse bahsedemez. 
Yani ben hem genel af istiyorum, hem de Galatasaray'la ilgili işlenen suç varsa ortaya konulmalı ve cezalandırılmalıdır diyorum. Tapelerde kimler neler söylemiş, disiplin kuruluna çağırılıp ifadeleri alınmalıdır. Söyledikleri kendilerine sorulmalıdır. Sonra da uygun görülen cezalar, Genel Kurul'a getirilerek , oylanmalıdır. Herkesin bilmesi geren şeyler var. Tapelerde bazı sözler var ki genel affa girmesi mümkün gözükmese de, son kararı Genel Kurul'un oyu ve takdiri vermelidir. 3 temmuz tapeleri iyi incelenmeli, ve herkesin bilgisine sunulmalıdır. Galatasaray bunları bilmelidir. 
Bir başka konu da, bence atlanmaması gerek, Galatasaray'ın eski ikinci başkanı sn. Fatih Altaylı bir yazı yazdı. O yazıda, Galatasaray Başkanını sermaye piyasasına şikayet eden bir Galatasaraylı  var dedi. Hatta tarif etti, mavi gözlü vs. diye. Ben Sn. Fatih Altaylı'nın bilmeden böyle birşey yazdığını düşünmüyorum. Ancak açıklığa kavuşturulmalıdır. Böyle birisi var mı, yanlış mı anlaşıldı? Ve eğer böyle birisi varsa, onun hakkında ne yapılmıştır. Eğer yok ise, sn. Altaylı'ya bir uygulama yapıldı mı? Bu soruldu mu? Çok merak ediyorum. Galatasaray'ın Başkanını SPK gibi bir kuruma şikayet etmek, eğer doğru ise, araştırılmalıdır diye düşünüyorum. 

 

KA: Çok teşekkür ediyoruz açıklamalarınız ve Galatasaray'a vaktinizi ayırdığınız için.

 

AÖ: Ben teşekkür ederim.

 

MOBİL'DE KükreyenAslan

En güncel galatasaray haberleri, son dakika
gelişmeleri ve en iyi spor yazarları QR Kod
okuyucu ile hemen cebinde!

kukreyenaslan.com
SENDE YORUM YAZ !

CAPTCHA security code
YORUM YAP
ÖNE ÇIKARILAN HABERLER
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 34 24 3 7 42 75
2 Fenerbahçe 34 21 9 4 42 72
3 İstanbul Başakşehir 34 22 6 6 28 72
4 Beşiktaş 34 21 8 5 39 71
5 Trabzonspor 34 15 10 9 12 55
6 Göztepe 34 13 10 11 -1 49
7 Demir Grup Sivasspor 34 14 7 13 -8 49
8 Kasımpaşa 34 13 7 14 -1 46
9 Kayserispor 34 12 8 14 -11 44
10 Yeni Malatyaspor 34 11 10 13 -7 43
11 Akhisarspor 34 11 9 14 -9 42
12 Aytemiz Alanyaspor 34 11 7 16 -4 40
13 Bursaspor 34 11 6 17 -5 39
14 Antalyaspor 34 10 8 16 -19 38
15 Atiker Konyaspor 34 9 9 16 -4 36
16 Osmanlıspor FK 34 8 9 17 -11 33
17 Gençlerbirliği 34 8 9 17 -17 33
18 Karabükspor 34 3 3 28 -66 12
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
GAZETE MANŞETLERİ
GAZETE MANŞETLERİ
Sizce milli takımı bırakan Fatih Terim, Galatasaray'ın başına geçmeli mi?