Reklamı Geç
10 saniye kaldı
Saniyeli Reklam
0 Aslan Tıkladı
FENER AĞLAMA
22 Haziran 2017, Perşembe 13:19
Ahmet Çakır Ahmet Çakır

Liderlik güzel ama G.Saray’ın sorunu çok

Önce şurada anlaşalım: Bazı yorumcu arkadaşlarımız futbolumuzla ilgili her türlü gelişmeyi olumsuz açıdan değerlendirmeyi seviyor.

Örneğin, yıllardır bu ülkede 2-3 takımın şampiyonluğa oynayıp ötekilerin figüran durumunda kalışı eleştirildi. Birkaç yıldır bunun tam tersi yaşanıyor. Fakat şimdi de bu durum eleştiriliyor. Vay efendim, büyük takımlar bu kadar çok puan kaybeder mi, deniyor.

Özellikle bu sezon zirve yarışında yine aynı takımlar var ama maçlarını kazanmakta büyük sıkıntı çekiyorlar. Üstelik yeni kurulmuş bir ekip durumundaki MP Antalyaspor zirvenin gizli ortağı durumunda. Bu da kafa karıştırıcı bir durum. Çünkü biz çok daha büyük paralarla kurulmuş takımların bir türlü istenen futbolu oynayamayışı ve beklenen sonuçları alamayışı karşısında ‘bunun için zamana gereksinme var’ mazeretine alıştırılmış durumdayız.

Bunun yanında 152 milyon euroluk Fenerbahçe’nin durumuyla taş çatlasa 30 milyon euroluk MP Antalyaspor ve Beşiktaş’ı birlikte değerlendirdiğimizde ortaya çok ilginç durumlar çıkıyor. Bu konuların doğru anlaşılabilmesi ve geleceğe dönük bir vizyon oluşturulabilmesi için sağlam analizler gerekiyor. Yoksa bugüne kadar vaziyeti idare etmeye yeten ortalama birtakım laflarla geleceğe ilişkin anlamlı birşeyler söyleme imkanı yok.

Galatasaray, geçen sezonki şampiyonlukla birlikte bu sezon Devler Ligi’nde tur atlaması, Fenerbahçe’yi yenmesi ve ilk yarıyı lider bitirmesiyle birkaç eşiği birden aşmış olmanın rahatlığı içinde. O nedenle kaybedilen puanlar üzerinde düşünmenin ve kahırlanmanın fazla bir anlamı yok. Ancak üst üste gelecek iki yenilgi sonrasında sadece bu düşünceler değil bütün bakışlar inanılması güç biçimde değişebilir. O nedenle geçen sezonki şampiyonluğun üzerine yapılmış ciddi transferlerin ardından bu takımın daha önceki kadar bile oynayamayışı elbette ki tartışılacaktır.

Transfer her durumda güçlendirici bir etki yapmıyor. Kimi durumlarda o takımın felaketi bile olabiliyor gerekli-gereksiz demeden alınan adamlar. Bunun sayılamayacak kadar çok örneği var. Nokta transfer diye adlandırılan takıma gerçekten gerekli ve yararlı adamlar çoğu zaman bulunamadığı için bunların yerine bir yığın aburcubur adam alınıyor. Teknik adamlar bu yanlıştan bir türlü kurtulamıyor.

Galatasaray ilk yarıda yeni adamlarıyla nasıl oynaması gerektiğini pek bulamadı. Terim’in Melo’ya gereğinden fazla önem ve değer vermesi, dengeleri biraz bozdu. Melo’nun yetersizliğiyle birlikte oyun yapısındaki değişme takım savunmasını zayıflattı. Ujfalusi’nin sakatlığı düşünülenden daha büyük sorun oldu. Cris’ten beklenen verim alınamadı. Eboue’nin artık dramatik hale gelen düşüşü, solbekte Hakan Balta’nın geçen sezonki veriminden uzak oluşu, yerine devşirilen Riera’nın o yerin gerçek adamı olmayışı sorunu büyüttü.

Defalarca yazdım, yine de önemli sorunların başında takımın en başarılı görünen yanı geliyordu. Amrabat-Burak-Umut üçlüsünün nasıl oynadığını anlamak pek mümkün olamadı. Bu oyuncular belli bir sistem ve buna bağlı taktik anlayış içinde değil içlerinden geldiği gibi oynuyor ve sürekli yaptıkları yanlışlar bir türlü düzelmiyor. Bunlardan birini Burak itiraf etti: Ne zaman şut atması, hangi durumda pas vermesi gerektiğini bile bilmiyor!

Tamam, Burak-Umut ikilisinin attığı gol sayısı ortada ama deplasmandaki Orduspor ve içerdeki Karabük maçının kaybedilmesine engel olunamadı. Berabere kalınan maçlarda da bu ikili akılalmaz goller kaçırdı. Sarı Kırmızılıların, bu performansıyla bile şampiyonluğun en güçlü adayı olduğu ortada. Takımın güçlendirilip daha iyi oynamasının transferle değil, sorunların giderilmesiyle mümkün olacağı açık. Ara transferde zaten takımı bir adım ileri götürecek kalitede adam bulunamayacağı ortada. Hiç olmayacak adamları kurtarıcı diye almaya kalkıp eldekileri üzmenin ve küstürmenin bir yararı yok.

Galatasaray’ın sorunları çözülmeyecek gibi değil. Sabri, Gökhan Zan ve Ceyhun gibi oyunculardan yararlanmanın yolunu bulmak, yapılacak herhangi bir transferden çok daha yararlı olur. Umutsuz vak’a durumundaki adamlar da gönderilmeli. Çünkü gereksiz kadro şişkinliği aldatıcı bir durum. Bir işyerinde fazla bir adam, eksik bir adamdan çok daha büyük sorundur. Terim, sorunları ve sıkıntıları en küçük ayrıntısına kadar biliyor. Ancak bunların giderilmesi için gerekli çalışmalar ne kadar yapılabiliyor, bu tartışılır. Sürekli maç trafiği ve öteki sorunlar, Terim’in yönetimsel konularla da ilgilenmeyi sevmeyi, bunlarla ilgili çalışma imkanını azaltıyor.

Sonuç: Devre arasında Cim Bom transfer derdine düşmezse güle oynaya şampiyon olur. Alınan her oyuncu şampiyonluk şansını belli bir yüzde azaltır. Bunun niye böyle olduğunu da başka bir yazıda daha ayrıntılı anlatırım. a.cakir@zaman.com.tr

http://www.zaman.com.tr/columnistDetail_getNewsById.action?newsId=2033088

HABER YORUMU BULUNAMADI
SENDE YORUM YAZ !

CAPTCHA security code
YORUM YAP